Geomekanik Mühendislik

KONYA JEOLOJİ

Konya Jeolojisi

Bölgenin genel jeoloji incelemeleri 1/100.000 ölçekli jeoloji haritasında gerçekleştirilmiştir. Bölgenin genel jeolojisi ile ilgili çalışmalar M.T.A. Genel Müdürlüğü’nden Hakyemez, Y., ve Diğ. (1992) çalışmışlardır. Birimler yaşlıdan gence doğru aşağıdaki gibidir.

Konya Jeoloji Haritası
Konya Jeoloji Haritası

KUVATERNER ÇÖKELLERİ; Konya‘nın doğu ve kuzeyinde geniş alanlar kaplarlar. Kendilerinden daha yaşlı kayaçların kırıntılarından oluşmuş yamaç molozu, ince kumtaşı, kumlu silttaşı, kiltaşı egemen kaya birimidir. Bazı kesimler jips içerir. Başlıca Divanlar Formasyonu, Yılankır Formasyonu, Çarıklar Formasyonu, Çumra Formasyonu, Göçü Formasyonu, Sakyatan formasyonu, Aslımyayla Formasyonu, Karkın Formasyonu, Konya Formasyonu, Sarayönü Formasyonu, Karahüyük Formasyonu olarak ayırtlanmıştır.

Halıcı Formasyonu(Ch) KARBONİFER;
Ayrışmamış metagrovak, metakiltaşı, metaçört, metafelsik tüf, matdürbidit, metariyolit, metadasit, metaproklastik, kalkşist, rekristalize koyu gri kireçtaşlarından oluşur.

Ardıçlı Formasyonu, Morbel Tepe Üyesi(Tram) TRİYAS;:
Başlıca kırmızımsı mor renkli kaba kumtaşı ve kızıl kahverenkli çakıltaşı ile sarımsı kahve, pembemsi gri oolitik kireçtaşı ve çamurtaşı arakatmanlarını kapsar. Ardıçlı formasyonu, Alt Triyas yaşlı kırıntılar ile oolitik ve dololmitik kireçtaşları Özcan ve diğ. (1990) tarafından Ardıçlı formasyonu olarak adlanmıştır. Bu çalışmacılar alttaki kırıntıları Morbel tepe Üyesi olarak adlamışlardır. Morbel tepe Üyesi; Birimin adı Özcan ve diğ. (1990) tarafından verilmiştir. Başlıca kırmızımsı mor renkli kaba kumtaşı ve kızıl kahve renkli çakıltaşı ile sarımsı kahve, pembemsi gri oolitik kireçtaşı ve çamurtaşı ara katmanlarını kapsar. Morbel tepe Üyesi Alt Triyas öncesi birimleri açılı uyumsuzlukla örter üzerine Seyran tepe Üyesi geçişli olarak gelir. Seyran tepe Üyesinin kamalandığı yerlerde Loras Kireçtaşı ile tedrici geçişlidir. Özcan ve diğ. (1990) bu üyede elde ettikleri faunaya dayanarak Alt Triyas (Skitiyen) yaşını saptamışlardır.

Loras Kireçtaşı(TRJL)  JURA;
Birim egemen olarak açık gri, bej, beyazımsı renkli, yer yer oolitik ve algli, orta-kalın katmanlı kireçtaşlarından oluşur. Orta Triyas’ tan Üst Jura’ ya kadar yaşlar alttan üste doğru saptanmıştır. Göger ve Kıral (1973)’ın Lorasdağı Kireçtaşı ve Kızılören Dolotaşı olarak iki bölümde inceledikleri bu birimi, Özcan ve diğ. (1990)  kireçtaşının egemen olması ve dolomitlerin ara katkılar halinde bulunması nedeniyle Loras Kireçtaşı olarak tek birim halinde ayırtlamışlar ve adlamışlardır. Birim egemen olarak açık gri, bej, beyazımsı renkli, yer yer oolitik ve algli, orta-kalın katmanlı kireçtaşlarından oluşur. Yer yer koyu gri Dolotaşlarınıda içerir.       Birim altta Ardıçlı formasyonunun üzerine geçişli olarak gelir. İnceleme alanında üst dokanağı görülmemektedir. Özcan ve diğ. (1990) bu birimde Alt Anisiyen (Orta Triyas)’den Malm (Üst Jura)’e kadar yaşları alttan üste doğru saptamışlardır.

Hatip Ofiyolitik karışığı (Kh) KRETASE;
Birim altta kırmızı renkli çamurtaşı, pelajik kireçtaşı ve radyolaritlerle başlar, üste doğru olistrostromal nitelikli Üst Kretase, Jura, Triyas, Permiyen ve Karbonifer yaşlı sığ denizel kireçtaşı blokları, çamurtaşı ve kireçtaşı, spilit, bazalt bloklarından oluşur. Matriks yeşil ve mor renkli kumtaşı, silttaşı ve volkanittir. Birimin en üst kesiminde matriks bulunmaz ve tektonik karışık özelliği gösterir. Göger ve Kıral (1973) tarafından Hatıp formasyonu adı verilen bu birime Özcan ve diğ. (1990) Hatıp Ofiyolitli Karışığı adını uygulamışlardır. Birim altta kırmızı çamurtaşı, pelajik kireçtaşı v radyolaritlerle başlar. Üstte doğru olistostromal nitelikli Üst Kretase, Jura, Triyas, Permiyen ve Karbonifer yaşlı sığ denizel kireçtaşı blokları, pelajik ve yarı pelajik Üst Kretase yaşta çamurtaşı ve kireçtaşı, sipilit, bazalt, ultramafit bloklarından oluşur. Birimin en üst kesiminde matriks bulunmaz ve tektonit karışık özelliği gösterir. Birimin alt dokanağı görülmez, üzerine Neojen yaşlı birimler uyumsuz olarak gelir. Hatip Ofiyolitli Karışığının bloklarından yalnızca Orta-Üst Triyas yaşları elde edilmiştir. Ancak Özcan ve diğ. (1990) birimi Berriasiyen-Maastrihtiyen yaşlı Midos tepe Formasyonu üzerinde geçişli olarak bulunmaktadırlar. Bu nedenle adı geçen çalışmacılar birimin yaşı için “Orta-Üst Maastrihtiyen” yorumunu yapmaktadırlar. Özcan ve diğ. (1990) birimin alt kesimi için “Olistostrom”, üst kesimi için ise “Tektonik Karışık” yorumunu yapmışlardır.

Çayırbağı Ofiyoliti (Kç) KRETASE;
Birime adını Özcan ve diğ. (1990) vermişlerdir.Genellikle yeşil, yer yer kahve renkli, serpantinitleşmiş peridotit, gabro ve piroksenitten oluşur. Sekonder olarak gelişmiş magnezit de içerir. Özcan ve diğ. (1990) Çayırbağı Ofiyoliti’nin Hatıp Ofiyolitli Karışığı’nın üzerine tektonik dokanakla geldiğini saptamışlardır. Üzerine Neojen yaşlı birimler uyumsuz olarak gelmektedirler.

Dilekçi Formasyonu(Td) MİYOSEN – PLİYOSEN;
Bu birimi ilk kez Göğer ve Kıral (1973) adlamışlardır. Özcan ve diğ. (1990) da bu adlamya uymuşlardır. Formasyon grimsi sarımsı kahverengi, kırmızı, yeşil, gri ve beyaz alacalı renklerde, orta kalın katmanlı, orta tutturulmuş, ayrılmamış kumtaşı, çakıltaşı, kiltaşı, çamurtaşı, killi kireçtaşı, tüf, aglomera ve genellikle andezitik-dazitik lavlardan oluşmuştur. Bu kaya türleri birbiriyle yanal ve düşey geçiş gösterir. Formasyonun Keçimuhsine Üyesindeki dasitik tüflerden ve Sulutas Üyesindeki radyodasitlerden Becker-Platen ve diğ. (1977)’nin yaptığı radyometrik yaş tayinlerinde Üst Miyosen ve Pliyosene karşılık gelen değerler bulunmuş olup bu yaşlar karasal kat olup en alt Vallesiyen’e  (Üst Miyosenin en altı) karşılık gelir (Rögle ve Steininger, 1983). Öte yandan Dilekçi formasyonu Erenler dağı Volkanik Karmaşığı ile yanal geçişlidir. Buna göre de en alt Vallesiyen ile Alt Villafrankiyen (Üst Pliyosen’in en altı) arasında bir yaş konağıdır.

Keçimuhsine Üyesi (Tdk) : Birimi Göğer ve Kıral (1973) adlamıştır. Üye andezitik ve riyolitik tüf, aglomera, çört, çamurtaşı ve kiltaşlarının ardalanmasından oluşur. Tüfler egemen kaya türünü oluşturur. Keçimuhsine Üyesi gerek Dilekçi Formasyonu’nun ayırtlanmamış kesimleri gerekse Ulumuhsine ve Sulutas üyeleri ile yanal ve düşey geçişlidir. Formasyon genelde beyaz, gri, yer yer pembe renkli tüf, tüfit, volkanik breş ve volkanojen kumtaşı ardalanması şeklindedir. Volkan küllerinin karada yığışmasıyla tüfler, su içinde birikmesiyle beyaz gri ve açık yeşil renkli tüfitler ve bunların yeniden işlenip çökeltilmesiyle de açık gri renkli volkanojen kumtaşları oluşmuştur. Keçimuhsine formasyonunun volkano – sedimentleri, Geç Miyosen – Erken Pliyosen esnasındaki püskürmeler neticesinde su altı gölsel ve su üstü karasal ortamlarda çökelmişlerdir. Keçimuhsine üyesi, bölgedeki andezitik-dasitik volkanizmanın ilk ürünü olmalıdır.

Ulumuhsine Üyesi(Tdu) : Birimi Göğer ve Kıral (1973) adlamıştır. Ulumuhsine formasyonu en altta onkolitik kireçtaşı ile başlayıp üste doğru kireçtaşı, killi kireçtaşı ve marn ile devam eder. Formasyonun egemen litolojilerini kirli beyaz, krem, gri, bej ve sarı renkli kireçtaşları oluşturur. Kireçtaşlarının en önemli özelliği onkolitik özellikte olmasıdır. Onkolitik kireçtaşları açık gri, kirli beyaz renkli olup serttir. Killi kireçtaşları kirli sarı renkte olup sertlikleri daha azdır. Marn ise beyazımsı kirli sarı renkli, sertliği azdır. Formasyon içinde ayırtlanabilen beyaz-gri renkli, orta-kalın katmanlı, yer yer sert kireçtaşı, kumlu-killi kireçtaşı ve kiltaşları Ulumuhsine Üyesi adı altında belirtilmiştir.

Yılanlıkır Formasyonu(Qey) PLEİSTOSEN;
Formasyon genellikle küçük ve yuvarlak çakıllı, orta boylanmalı, orta-kalın çapraz katmanlı çakıltaşları; orta-kalın katmanlı kaba kumtaşları; ve orta katmanlı ve yer yer çakıllı çamurtaşlarının ardalanmasından oluşur. Genel olarak kırmızı-gri renkteki bu fomasyon, yaslandığı temel kayaların kaya türüne uygun olarak, başlıca Üst Miyosen-Pliyosen yaşlı Apa Formasyonu’nun gölsel kireçtaşı ve volkanik çakıllarını içerir.

Konya Formasyonu(Qeko)PLEİSTOSEN;
Sarımsı kahve renkli, çok az tutturulmuş silt, kum ve çakıldan oluşur. Siltler egemen birimi oluşturmakla birlikte, kum içerirler. Birim Konya şehri içinde, kuzeyinde, doğusunda ve batısında yüzeylemektedir. Konya formasyonu bir alüvyon yelpazesi özelliği sunar. Ancak doğuya doğru göl çanağı çökellerine geçiş göstermesi, bunun bir yelpaze deltası olarak yorumlanmasını gerektirir.

Konya Stratigrafik Kesiti
Konya Stratigrafik Kesiti

Beşyüzevler Formasyonu(Qeb) PLEİSTOSEN – HOLOSEN;
Formasyonun adı Konya şehrinin kuzeybatısındaki Beşyüzevler mahallesinden alınmıştır. Formasyon başlıca Triyas-Jura yaşlı Loras kireçtaşından, Miyosen – Pliyosen yaşlı Dilekçi Formasyonunun gölsel kireçtaşlarından kaynaklanmış çakıltaşlarından oluşur. Birim Geç Miyosen-Pliyosen yaşlı Ulumuhsine Formasyonu üzerine uyumsuz olarak gelir. Pleistosen’in ilk evresinde çökelmiş olan Yılanlıkır Formasyonu üzerinde de aşındırmalı dokanakla yer alır.

Aslımyayla Formasyonu(Qeas) PLEİSTOSEN – HOLOSEN;
Gri-kahverengi, çok az tutturulmuş çamurtaşlarından oluşur. Yer yer tuzlu ve jipslidir. Formasyonda fosil bulunamamıştır. Aslılmyayla formasyonu tuzlu bataklık özellikleri göstermektedir.

Göçü Formasyonu(Qegö) PLEİSTOSEN – HOLOSEN;
Formasyon düşük açılı düzlemsel çapraz ve paralel katmanlı, yer yer teknesel çapraz katmanlı, küçük çakıllı, iyi boylanmalı ve orta-iyi tutturulmuş çakıltaşları ve kavkı kırıntılı, paralel ve çapraz laminalı ve dalga ripilli, az-orta tutturulmuş kumtaşlarından oluşur. Göçü formasyonu göle eğimli, düşük açılı, düzlemsel çapraz katmanları kurtulma(rip) akıntısı kökenli teknesel çapraz katmanları, dalga ripılları ve gölsel pelesipot ve gastropod kavkısı içerigiyle  tipik bir çakıllı göl kumsalını temsil etmektedir.

Sakyatan Formasyonu(Qes) PLEİSTOSEN – HOLOSEN;
Formasyon adını Sakyatan Köyü’nden almıştır.Bu Formasyon yer yer jipsli arakatmanlı, beyaz ve gri marnlardan oluşmaktadır. Formasyon Pliyostosen’in ikinci evresinde çökelmiş olan Kumocağı formasyonu üzerine uyumlu olarak gelir. Sakyatan formasyonu göl çanağı çökellerinden oluşur. Omurgalı faunası nemli ve serin bir iklimi yansıtmaktadır. Ancak jips ara katmanları dönemsel kuraklığı belirtir.

Karahüyük Formasyonu(Qyk) HOLOSEN;
Karahüyük formasyonu genellikle çamur destekli, kumlu, kötü boylanmış çakıl ve bloklardan oluşur. Çakıllar köşelidir. Birim Konya’nın batısında ve kuzeyinde yüzlekler vermektedir. Karahüyük formasyonunun yaşı stratigrafik konumuna göre Holosen olup halen çökelimi devam etmektedir. Karahüyük formasyonu alüvyon yelpazesi çökellerinden meydana gelmektedir.

Konya’nın Yapısal Jeolojisi

Orta Anadolu’nun en genç yapılarından alan kuzey-güney gidişli Konya havzası, batıda Konya fay Zonu, kuzeyde Karaömerler fayı ve doğuda Divanlar ve Göçü fayı ile sınırlanmış bir çöküntü havzasıdır. Konya çöküntüsünü (grabenini) sınırlayan söz konusu faylar egemen alarak eğim atımlı normal fay karakteri sunmaktadır. Ancak az da olsa doğrultu atım bileşenine de sahiptirler. Kuvaterner yaşlı kayaçları kesen bu faylar büyük bir olasılıkla aktif veya potansiyel açıdan aktif faylardır. Bölgede bulunan Akşehir Fayı, Tuzgölü fayı ve Ecemiş fayı Konya ili merkezi için potansiyel tehdit oluşturabileceği gibi, Konya havzasının batı kenarını sınırlayan Konya fay zonu’da Konya ovası içinde yer alan yerleşim birimleri için deprem açısından risk oluşturmaktadır. Neo-tektonik konum açısından, Konya’nın da içinde yer aldığı kesim “Orta Anadolu Ovalar Bölgesi” olarak tanımlanır (Şengör ve Yılmaz, 1981). Bölgenin ana morfolojisini yükseltiler ile ovaları sınırlayan değişik gidişli, egemen alarak yanal atım da sunan normal faylar şekillendirmiştir. Bu blok faylanmalar sonucu yükselen kesimler dağlık, çöken kesimler ise ovaları oluşturmuştur. Yükseltilerde yaşları Paleozoyik-Eosen (570-22,5 milyon yıl) arasında değişen ve Paleo (eski)-tektonik rejime bağlı olarak deforme olmuş, kırklanmış temel kayaçları yüzeylerken, yükseltiler arasındaki çöküntü havzalarında egemen olarak Miyosen-Güncel (22,5-0 milyon yıl) yaşlı gölsel, karasal ve volkanik kayaçlar yüzeylemektedir. Bölgede yükseltileri sınırlayan en önemli faylar Akşehir fayı, Tuzgölü fayı, Beyşehir fayı ve Emirdağ fayıdır (Koçyiğit 1984, Görür ve diğ., 1984). Bunların yanı sıra İnsuyu fayı, Ilgın fayı, Eldeş fayı, Güvenç fayı, Altınekin fayı ve Konya ovasını sınırlayan Konya fay zonu, Abazdağı fayı, Karaömerler fayı, Divanlar fayı ve Göçü fayı yörenin diğer önemli neo-tektonik unsurlarını oluşturur (Özcan ve diğ., 1990; Ulu ve diğ., 1994; Eren, 1993, 1996 ve 2000). Söz konusu kenar faylarının dışında gerek yükseltiler, gerekse ovalar içinde farklı uzunluk ve gidişlerde çak sayıda fay bulunmaktadır. Bu fayların büyük bir bölümü yaklaşık 15 milyon yıldan itibaren neo-tektonik rejime bağlı olarak oluşmuş ve büyük bir çoğunluğu günümüze kadar aktifliğini korumuş veya potansiyel olarak aktif olabilecek faylardır. Bölgenin en önemli fayı alan KB-GD gidişli Akşehir fayının bulunduğu kesim “Argıthanı sismik boşluğu” olarak tanımlanmış ve bu fayın gelecekte önemli depremler oluşturabileceği varsayılmıştır (Demirtaş ve Yılmaz, 1996). Konya İli merkezinin de içinde yer aldığı Konya  ovası ortalama 1000 m kotuna sahip, batıda Konya fay zonu (Konya fayı, Özcan ve diğ., 1990), kuzeyde Karaömerler fayı (Eren, 1996), ve doğuda Divanlar fayı (Özcan ve diğ., 1990) ile Göçü fayı ile sınırlı bir çöküntü havzasıdır. Konya’ya en yakın olan fay Konya Fay Zonudur. Konya Fay Zonu (KOFZ), Konya’nın hemen batısında 500 evler ile Dikmeli arasından geçmekte ve ova içinde yaklaşık 50 km’ lik bir uzunlukta izlenmektedir. Fay zonu, Konya kuzeyinde Elmaağaç Tepe ile Yazır Mahallesi arasında en az 5 km’ lik bir genişliğe sahiptir. KOFZ’nun hareketlerine bağlı olarak Konya ili merkezinin de bulunduğu kesim merdiven basamakları şeklinde aşağıya doğru çökmüş, batı kesimi ise yükselmiştir. Yapılan jeolojik gözlem ve analizler (Sondaj verileri, Kılavuz düzeylerin yüzeyleme rakımları vb.) Konya fay zonunun hareketlerine bağlı olarak Yazır ve Elmaağaç arasında en az 850 metre düşey atımın varlığı belirlenmiştir. Konya fay zonuna ilişkin değişik boyutlardaki bu faylar yöredeki Kuvaterner yaşlı alüvyonu kesmektedir. Bu da Konya fay zonunun çok genç bir fay olduğunu ve jeolojik olarak çok yakın sayılacak geçmiş dönemlerde hareket ettiğini gösterir. Konya fay zonuna ait bu faylardan Yazır fayı, havzanın Kuvaterner dönemi içindeki gelişimine ışık tutacak niteliktedir. Yazır fayı (YAF), Konya havzasını batıdan sınırlamış Konya fay zonunun doğusunda yer alan ve toplam uzunluğu 10 km ye varabilen kademeli olarak sıralanmış ve farklı uzunluklardaki bölümlerden oluşmuş bir faydır (Eren, 2001, 2003a ve 2003b). KKD-GGB gidişli Yazır fayı (YAF), yörede yüzeyleyen Miyosen-Pliyosen yaşlı gölsel kireçtaşları ile Kuvaterner yaşlı karasal kırıntılılardan yapılı ova çökellerini kesmektedir. Konya merkeze bağlı Parsana ve Yazır mahalleleri arasındaki taş ocağı yarmalarında, YAF gölsel kireçtaşları ile karasal havza çökellerini yan yana getirmiş ve bu faylanma ile gölsel kireçtaşları göreli olarak yükselirken, Kuvaterner yaşlı havzaya ait en genç karasal çökeller çökmüştür. Konya ovasını kuzeyden sınırlayan Karaömerler fayı ise yaklaşık doğu-batı gidişli ve kuzeye doğru eğimlidir. Karaömerler çevresinde belirgin bir morfoloji oluşturmakta ve kuzey-güney gidişli transfer veya doğrultu atımlı faylarla sık sık kesilmektedir. Fay boyunca Karaömerler batısında, askıda kalmış alüviyal yelpaze çökelleri gözlenir. Ovayı doğudan sınırlayan Divanlar fayı ise kuzey güney gidişli ve batıya doğru eğimli olup, KOFZ ile beraber bir graben yapısı oluşturur . Divanlar fayı boyunca alüviyal yelpaze çökellerinin askıda izlendiği basamaklı bir yapı belirgin bir şekilde gözlenir. Divanlar fayı kuzeyde Aksaray yolu güneyinde doğu kuzeydoğu-batı güneybatı gidişli, güneyde ise kuzeybatı-güneydoğu gidişli Göçü fayı ile kesilmiştir. Ova içindeki sismik etkinlik söz konusu fay sistemlerinin aktif olduğunu göstermektedir. Doğu kuzeydoğu-Batı güneybatı gidişli, güneyde ise kuzeybatı-güneydoğu gidişli Göçü fayı ile kesilmiştir. Ova içindeki sismik etkinlik söz konusu fay sistemlerinin aktif olduğunu göstermektedir. Konya bölgesinde aktif veya potansiyel alarak aktif, önemli uzunluklarda faylar bulunmaktadır. Bu faylar çevre il ve ilçeler için potansiyel açıdan tehdit oluşturur. Ancak bilinen tarihsel dönem içinde (son 5OO yıl) bu faylara bağlı olarak gelişmiş yıkıcı depremler oldukça nadirdir. Bu durum ana olarak, söz konusu fayların oluşturduğu depremlerin tekrarlanma aralıklarının oldukça uzun (yüz yıllar veya bin yıllar) olmasından kaynaklanmaktadır. Bu özelliği ile Konya bölgesi deprem riski açısından Türkiye’nin en az risk taşıyan bölgelerinden biri olduğu (deprem tekrarlanma aralığının çok geniş olması ile) açıktır. Ancak bu Konya’da hiçbir zaman yıkıcı deprem olmaz anlamına gelmemektedir. Konya grabenini çevreleyen fayların yukarıda değinilen tektonik özellikleri yörenin, Konya fay zonunun oluşturabileceği 6-6.5 büyüklüğünde bir depremden etkilenebileceğini göstermektedir. Ayrıca Konya Fay zonu hareket etmezse bile bölgede önemli uzunluklara varan Akşehir fayı, Tuz gölü fayı ve Ecemiş fayı gibi faylar bulunmaktadır. Bu fayların hareketlerinin de Konya ovasını etkileyebileceği göz önünde bulundurulmalıdır.  Özellikle bu faylardan Akşehir fayına paralel faylar, Konya batısına kadar uzanmaktadır. Akşehir fayı ortalama olarak 25 yılda bir defa büyüklüğü 6′ya varan depremler oluşturur (Eren, 2000). Bu fayın Konya’ya yaklaşık 100 km uzaklıktaki kesimlerinin kırılmasının oluşturduğu depremler Konya il merkezini az da olsa etkilemiştir. Bu fayın Konya’ya daha yakın kesimlerinin önümüzdeki yıllarda kırılmasına bağlı olarak oluşacak depremlerin ova içindeki özellikle çok katlı yapılarda (malzeme büyütmesi ve rezonans nedeniyle) ciddi hasarlar oluşturabileceği düşünülmelidir. Dünyada oluşan depremlerden çıkarılan sonuçlar, deprem odağından yüzlerce kilometre uzaklıkta olsalar bile, alüviyal zemin üzerinde yapılan çok katlı binaların depremlerden zarar gördüklerini ve yıkıldıklarını göstermiştir.

Konya Bölgesinin Depremselliği

Neo-tektonik konum açısından, Konya’nın da içinde yer aldığı kesim “Orta Anadolu Ovalar Bölgesi” olarak tanımlanır (Şengör ve Yılmaz, 1981). Bölgenin ve Güneybatı Anadolu’nun Yeni tektonik dönem içindeki gelişimi Koçyiğit (1984) tarafından ayrıntılı olarak verilmiş ve blok faylanmaların bölgede depremselliği yüksek alanlar oluşturduğu ifade edilmiştir. Konya bölgesi morfolojik olarak kuzeyde egemen olarak KB-GD ve K-G gidişli yükseltiler ile yine bu yükseltiler arasındaki havza ve yaylalarla karakterize olmuştur. Sultandağları, Emirdağları ve Tuz Gölü doğusundaki Ekecik dağları önemli yükseltileri; Akşehir grabeni, Beyşehir grabeni, Cihanbeyli yaylası ve Aksaray havzası ise önemli tektonik çöküntüleri oluşturur. Konya yakın çevresinde ise K-G ve D-B gidişli Bozdağlar, Batıda volkanik Erenler dağı, Konya havzası ve Obruk yaylası önemli morfolojik elemanlardır. Konya güneyinde ise, güneye doğru dış bükey Toros dağları yer alır. Bu kesimde KD-GB yönelimli Bolkardağları ve KB-GD gidişli  Özyurt Dağları ana yükseltilerdir. Güneydeki Karaman ve Ereğli havzaları içinde Karadağ ve Karacadağ gibi volkanik dağlar yükselir. Bölgenin ana morfolojisini yükseltiler ile havzaları sınırlayan değişik gidişli, egemen olarak yanal atım da sunan normal faylar şekillendirmiştir. Bu blok faylanmalar sonucu yükselen kesimler dağlık, çöken kesimler ise havzaları oluşturmuştur. Yükseltilerde yaşları Paleozoyik-Eosen   arasında değişen  ve Paleo (eski)-tektonik rejime bağlı olarak deforme olmuş, kırıklanmış temel kayaçları yüzeylerken, yükseltiler arasındaki çöküntü havzalarında egemen olarak Miyosen-Güncel yaşlı gölsel, karasal ve volkanik kayaçlar yüzeylemektedir. Bölgede yükseltileri sınırlayan en önemli faylar Akşehir fay zonu, Tuzgölü fay zonu, Beyşehir fayı ve Emirdağ fayıdır (Koçyiğit 1984, Koçyiğit ve diğ., 2000, Görür ve diğ., 1984). Bunların yanı sıra İnsuyu fayı, Ilgın fayı, Eldeş fayı, Güvenç fayı, Altınekin fayı ve Konya ovasını sınırlayan Konya fay zonu, Karaömerler fayı, Divanlar fayı ve Göçü fayı yörenin diğer önemli neo-tektonik yapılarını oluşturur (Özcan ve diğ., 1990; Ulu ve diğ., 1994; Eren, 1993, 1996a ve 2000). Söz konusu kenar faylarının dışında gerek yükseltiler, gerekse havzalar içinde farklı uzunluk ve gidişlerde çok sayıda fay bulunmaktadır. Bu fayların büyük bir bölümü yaklaşık Pliyosen’den itibaren etkin olan Yeni-tektonik rejime bağlı olarak oluşmuş ve büyük bir çoğunluğu günümüze kadar aktifliğini korumuş veya potansiyel olarak aktif olabilecek faylardır. Bölgenin en önemli fayı olan KB-GD gidişli Akşehir fay zonunun bulunduğu kesim “Argıthanı sismik boşluğu” olarak tanımlanmış ve bu fay zonunun gelecekte önemli depremler oluşturabileceği varsayılmıştır (Demirtaş ve Yılmaz, 1996).

KONYA İL MERKEZİ İÇİN POTANSİYEL AÇIDAN RİSK OLUŞTURABİLECEK FAYLAR

–        Akşehir Fay zonu( 2000 deprem odağı Konya’ya ~108 km mesafede)

–        Tuz gölü fay zonu (~Konya’ya 136 km)

–        Ecemiş fay zonu (~Konya’ya 220 km mesafede)

Bu faylardaki hareket alüviyal bir zemin üzerinde oturan Konya ilinde ciddi hasarlara yol açabilir. Kandilli Rasathanesi kayıtlarına göre, Konya bölgesinde (37o30’-39o00’ enlem ve 31o30’-33o00’ boylamları arasında), bölgedeki fayların hareketlerine bağlı olarak büyüklükleri 0.0-5.7 arasında değişen 150 adet deprem oluşmuşturKonya il merkezinin de içinde yer aldığı Konya havzası ortalama 1000 m kotuna sahip, batıda Konya fay zonu (Konya fayı, Özcan ve diğ., 1990)  kuzeyde Karaömerler  fayı (Eren, 1996a), ve doğuda Divanlar fayı (Özcan ve diğ., 1990) ve Göçü fayı ile sınırlı bir çöküntü havzasıdır.